İman ile Küfrü Ayıran Ayetler, kuranda kafirler, kuranda kafirler için ayetler, kuranda kafirler ile ilgili ayetler

Aramak İstediğiniz Konuyu Alttaki Kutucuğa Yazınız

Reklam

NİS 144:  “ EY İNANANLAR! MÜMİNLERİ BIRAKIP DA KÂFİRLERİ DOST EDİNMEYİN! ”

Tevbe 23: “Ey iman edenler ! Küfrü İMANA tercih ediyorlarsa, BABALARINIZI VE KARDEŞLERİNİZİ dost edinmeyin.Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerdir.” 

Âl-i imran: 28: “Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah ile hiç bir dostluğu kalmaz.” 

Mâide: 51: “Ey inananlar ! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır.

NISA 139 - Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

Mâide: 56: “Kim Allah’ı, Peygamber’ini ve İNANANLARI dost edinirse bilsin ki, Allah’tan yana olanlar şüphesiz üstün gelirler.” 

Mâide: 80: “Onlardan bir çoğunun, kâfirleri dost edindiklerini görürsün.Nefislerinin kendi önlerine sürdüğü şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir ve azapta ebedi kalıcıdırlar.” 

Nisâ: 144: “Ey inananlar! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! Allah’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” buyuruluyor.

SON OLARAK UYARI :

Talâk: 1: “Bu hükümler Allah’ın hudutlarıdır. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa kendine yazık etmiş olur.”

SONUÇ OLARAK :

En’am: 153: “İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Siz ona uyun. Başkaca yollara gidip de onlar sizi Allah’ın yolundan ayırmasın.” buyuruyor.

Onların çoğunu görürsün ki kafirlere dostluk ederler. Ne de kötüdür nefislerinin, onlara hazırlayıp sunduğu şey; Allahın gazabına uğrayacaklardır ve azap içinde ebedi olarak kalacaklardır. (Mâide 80)

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

Ey İman edenler! Kendinizden olanlardan başkasını sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten geri durmazlar. Sizin hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından belli olmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünüyorsanız, sizlere ayetlerimizi açıklamışızdır. (Al-i İmran: 118)

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:

Sizden biri kiminle dostluk bağı kurduğuna dikkat etsin. Zira kişi dostunun dini üzerindedir. (Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed)

İbn-i Mesud (r.a)den Rasulullah (s.a.s)in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

Müminlerden başkasını dost edinme! Allahtan korkanlardan başkasına da yemeğini yedirme. (İbni Hibban, sahih senedle)

Bera b. Azib (r.a)den Rasulullah (s.a.s)in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

İmanın kopmak bilmeyen düğümü Allah için sevmek Allah için buğzetmektir. (Ahmed, sahih senedle)

Yahudi ve hristiyanlara ilk olarak siz selam vermeyin. Şayet yolda onlarla karşılaşırsanız, onları yolun en dar kısmından gitmeleri için sıkıştırın. (Müslim, Tirmizi)

Kafire, tazim ederek hürmet göstermek veya zımmiyi tazim ile selamlamak veyahut bir mecusiye tazim ile ya Üstad demek küfürdür.

Hristiyan, yahudiden daha hayırlıdır diyen kimse kafir olur.zira bu sözü ile, şeran ve aklen çirkin olan bir şeyi hayır kelimesi ile vasfetmiş oluyor.Yahudilik Hristiyanlıktan şerlidir diyebilir.

(Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi, Ehl-i Sünnet İtikadı, Bedir Yayınevi, sh: 100)

Hanefi Alimlerinin Görüşleri

Ahmet b. Ali Er-Razi Ebu Bekir el-Cessas (Hicri 370 yılında vefat etmiştir.) şöyle dedi:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi dostlar edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. (Tevbe: 23)

Allah-u Teâlâ, bu ayetle kafirleri dost edinmelerini, onlardan yardım istemelerini, kontrolü onların eline vermelerini müminlere yasaklamış, hatta babaları veya kardeşleri olsalar bile onlardan beri olmalarını, onları yüceltmemelerini, onlara saygı göstermemelerini kendilerine farz kılmıştır.

Allah-u Teâlânın müminlere böyle emirler vermesi, onları münafıklardan ayırmak içindir. Çünkü münafıklar kafirleri dost edinir, onları yüceltir, onlarla karşılaşmalarında kendilerine saygı gösterir, velayeti onlara verir ve onların görüşlerine itibar ederler.

İşte bu sebeble Allah-u Teâlâ müminlere emrettiği amellerle, onları münafıklardan ayıracak bir fark kıldı ve her kim kafirlere destek olur, onları dost edinir, onlardan beri olmaz, onları yüceltmeyi terketmezse o kimsenin kendi nefsine zulmettiğini ve Allah-u Teâlânın cezasını hakettiğini bildirdi. (Ahkamul Kuran c: 3 s: 130)

Abdullah Ebul Bereket En-Nesefi (Hicri 710 yılında vefat etmiştir.) şöyle dedi:

Din düşmanlarına dostluk göstermeyi yasaklayan şu ayet indi:

Ey iman edenler yahudi ve hristiyanları dostlar edinmeyin! (Maide: 51)

Yani onlara yardım ederek, onlardan yardım isteyerek onları kendinize kardeş edinmeyin!

Müminlerle haşir neşir olduğunuz gibi onlarla haşir neşir olmayın, onlara dostluk göstermeyin!

Allah-u Teâlâ sonra bu yasağın sebebini bildirerek şöyle buyurdu:

Onlar birbirlerinin dostudurlar. (Maide: 51)

Yani onlar birbirlerinin dostudurlar ve hepsi müminlere düşmandırlar.

Bu ayet küfrün tek millet olduğuna bir delildir.

Allah-u Teâlâ ayetin devamında şöyle buyuruyor:

Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. (Maide: 51)

--->

Küfrü hoş gören narcılar Allah-u Teâlâ’nın koyduğu hudutları inkâr edip kaldırdılar. Onlara tâbi olanların hepsini küfür içine daldırdılar. Hepsi küfre düştüler. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde: “Onlarla dost olan onlardandır.” Beyan-ı ilâhîsini ferman buyurmuştur. “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51) İşte bu Âyet-i kerime onlara kâfidir. Bu Âyet-i kerime onların işini bitirir. Bu uzun uzun beyanlarımıza gelince halka hakikatı duyurmak içindir. Bu Âyet-i kerime bu hareketleri reddediyor ve “Kim ki kâfirlere uyarsa o onlardandır” buyuruyor. Emr-i ilâhi böyle olduğu halde bu küfrü hoş gören narcılar bu hoşgörüyü narcılık dinine göre mi yoksa İslâm dini namına mı yapıyor?

Küfrü Hoş Görenler:

Küfrü hoş gören narcılar Allah-u Teâlâ’nın koyduğu hudutları inkâr edip kaldırdılar. Kendilerine tâbi olanların hepsini küfür içine daldırdılar. Hepsi küfre düştüler.

Allah-u Teâlâ Mâide sûre-i şerif’inin 51. Âyet-i kerime’sinde:

“Onlarla dost olan onlardandır.”

Beyan-ı ilâhîsini ferman buyurmuştur.

Allah-u Teâlâ yahudi ve hıristiyanlarla dost olmayı, onlarla aynı safta bulunmayı, onlarla müminler gibi haşır-neşir olmayı yasaklamış, onlara gösterilecek bir dostluğun kötü neticesini Âyet-i kerime’sinde ihtar buyurmuştur:

“Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin!” (Mâide: 51)

Bu ilâhî hitab, İslâmiyet’in ilk yıllarından itibaren kıyamete kadar gelip geçecek olan bütün müslümanlaradır.

Onlar İslâm’ın ve müslümanların düşmanıdırlar, müslümanların başına daima bir gaile çıkarmaktan ve kötülük etmekten başka bir şey düşünmezler. Dinini terkedip kendilerine tâbi olmadıkça, hiç bir müslümandan memnun olmazlar.

Müslümanlarla savaşmak hususunda tarih boyunca daima dinsizlerden yana olmuşlardır. İki yüz yıl boyunca haçlı seferleriyle İslâm beldelerine saldıranlar onlardır.

İslâm’a ve müslümanlara karşı küfrün tek millet olduğuna delil:

“Onlar birbirinin dostudurlar.” (Mâide: 51)

Onlar hiç bir yerde, hiç bir tarihte müslümanlara dost olmamışlardır. Müslümanlarla savaşmakta her zaman için birbirine dost olmuşlardır. İnkâr ve sapıklıkta birleştikleri için, müslümanlara karşı bir el gibidirler.

“Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)

Onlara benzemiş, onlardan bir kimse gibi olmuştur. Onların hükmü ne ise, onların da hükmü o olur. O artık İslâm’a değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır, ahirette onlarla beraber haşrolur. Onlardan olandan başkası onlarla dost olmaz.

İşte bu Âyet-i kerime onlara kâfidir. Bu Âyet-i kerime bu hareketleri reddediyor ve “Kim ki kâfirlere uyarsa o onlardandır” buyuruyor. Emr-i ilâhi böyle olduğu halde bu küfrü hoş gören narcılar bu hoşgörüyü narcılık dinine göre mi yoksa İslâm dini namına mı yapıyor?

Bu sert ve şiddetli hüküm, müslümanların onlardan uzak durmalarını ve sakınmalarını ihtar içindir.

“Şüphesiz ki Allah, zâlimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)

İradelerini dalâlete sarfettikleri için, hidayete müstehak değildirler.

Kaynak ve Anahtar Kelimeler İçin Tıklayın

Reklam